semâ ~ سماع
Osmanlıca İmla Lügati - semâ ~ سماع maddesi. Sayfa: 246 - Sira: 58

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,semâ maddesi. semâ osmanlica yazılışı, semâ osmanlıca imla klavuzu, semâ Türkçe - Osmanlıca imla yazımları, semâ nasıl yazılır, semâ arapça yazılışı, Çağdaş Sözlük Osmanlıca imla klavuzu
1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,, سماع semâ ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
semâ ~ سماع güncel sözlüklerde anlamı:
SEMA ::: Gök yüzü. Asuman. Gök. * Her şeyin sakfı. * Gölgelik. * Bulut ve emsali örtü.(Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) şöyle rivayet olunmuştur. Sema'ya uruç buyurdukları zaman kale burçları gibi bir mevkide bir takım melâike görmüştü. Bunlar birbirlerinin yüzüne doğru, mütekabilen yürüyüp gidiyorlardı. Bunlar nereye gidiyorlar diye Resul-i Ekrem (A.S.M.) Cebrâil'e (A.S.) sordu. Cebrâil: Bilmiyorum. Ancak yaratıldığımdan beri ben bunları görürüm ve evvel gördüğümün bir tânesini bir daha görmem dedi. Onlardan birine, ikisi birden: "Sen ne zaman halk olundun" diye sordular. O da: "Bilmiyorum. Ancak Cenab-ı Hak her dörtyüz bin senede bir yıldız halk eder. Ben yaratıldığımdan beri de dörtyüz bin yıldız halk etti" diye cevap verdi. Melâikenin kesretini ve kudret-i ezeliyenin vüs'at-ı tecelliyatını anlamalı... E.T.)
semâ' ::: (a. i.) : 1) işitme, duyma. 2) mevlevî âyinlerinde tarikat mensuplarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi, (bkz. : mukabele).
semâ-i râh ::: tas. yolda yapılan semâ. [mevlevî tâbirlerindendir]
Sim’a ::: (a. i.) : çalgı dinleme; çalgılı tören.
sîm-âb ::: (f. i.) : cıva. (bkz. : zîbak).
Sema :::
- Gök, gökyüzü, felek
Örnek: Burası ufukları geniş, seması bulutsuz, güneşi berrak bir yeşil saha idi. H. C. Yalçın - İşitme, duyma.
- Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye vb. çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.
- Gökyüzü.
semâ ::: gök , gökyüzü , asuman
semâ ::: gökyüzü
sema ::: gök, gökyüzü
SEMA :::