Çağdaş Sözlük

tâze ~ تازه

Osmanlıca İmla Lügati - tâze ~ تازه maddesi. Sayfa: 275 - Sira: 28

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,tâze maddesi. tâze osmanlica yazılışı, tâze osmanlıca imla klavuzu, tâze Türkçe - Osmanlıca imla yazımları, tâze nasıl yazılır, tâze arapça yazılışı, Çağdaş Sözlük Osmanlıca imla klavuzu

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,, تازه tâze ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..

tâze ~ تازه güncel sözlüklerde anlamı:

TAZE ::: f. Yeni kesilmiş, bayatlamamış, taravetli, buruşmamış. * Yeni duyulan, henüz ortaya çıkan. * Kuru olmayan, yeşil. * Genç, körpe.

taze ::: (f. s.) : 1) taze, körpe; sulu, yaş. 2) genç.

Taze :::


  1. Bozulmamış, bayatlamamış olan
    Örnek: Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç

  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
    Örnek: Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal

  3. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
    Örnek: Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal

  4. Yeni, zamanı geçmemiş
    Örnek: Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı

  5. Genç kadın
    Örnek: Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Ö. Seyfettin

tâze ::: körpe , taze , genç

tâze ::: ‬körpe

tâze ::: taze

tâze ::: genç

tâze ::: yeni

taze ::: (f. s.) 1) taze, körpe; sulu, yaş. 2) genç.

taze ::: dinç, yaş

TAZE :::

f. Yeni kesilmiş, bayatlamamış, taravetli, buruşmamış. * Yeni duyulan, henüz ortaya çıkan. * Kuru olmayan, yeşil. * Genç, körpe