kıran ~ قیران
Osmanlıca İmla Lügati - kıran ~ قیران maddesi. Sayfa: 152 - Sira: 8

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,kıran maddesi. kıran osmanlica yazılışı, kıran osmanlıca imla klavuzu, kıran Türkçe - Osmanlıca imla yazımları, kıran nasıl yazılır, kıran arapça yazılışı, Çağdaş Sözlük Osmanlıca imla klavuzu
1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,, قیران kıran ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
kıran ~ قیران güncel sözlüklerde anlamı:
KIRAN ::: (C.: Kırânât) Yakınlık, mukarenet. * Ayrı iki şeyin birleşmesi. * İki gezegenin bir burçta bulunması.
kıran ::: (f. i.) : 1848 den 1927 ye kadar İran'da kullanıan bir gümüş para. [1 1/4 dolar değerinde olup 10 kıran 1 tornan ederdi]
kıran ::: (a. i. c. : kırânât) : 1) yakınlık, (bkz. : mukarenet). 2) iki şeyin birleşmesi. 3) astr. seyyare (* gezegen) lerden ikisinin bir burçta birleşmesi.
kırân-ı nahseyn (nahs-i kıran) ::: astr. Mars (Merîh) ile Satürn (Zuhal) ün aynı burçta birbirine yaklaşması, [kutsuzluk işareti sayılır]
kırân-ı sa'deyn (sa'd-i kıran) ::: Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) in aynı burçta birbirine yaklaşması, [kutluluk işareti sayılır] . Sâhib-kırân : çok talihli, çok kuvvetli hükümdar).
Kıran :::
- Kırma işini yapan (kimse).
- Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık veya başka sebep, ölet, afet
Örnek: Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir. S. F. Abasıyanık - Kıyı, kenar, çevre, uç.
- Dağ sırtı, tepe, bayır.
- Kıraç toprak.
- Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.
- 1. Çevre, kıyı, kenar. 2. Ufuk. 3. Tepe, yamaç, bayır.
kıran ::: yakınlık , iki gezegenin bir burçta bulunması
kıran ::: yakınlaşma
kıran ::: iki gezegenin aynı burçta birbirine yaklaşması
kıran ::: (f. i.) 1848 den 1927 ye kadar İran'da kullanıan bir gümüş para. [1 1/4 dolar değerinde olup 10 kıran 1 tornan ederdi]
kıran ::: afet, bayır, çevre, kenar, kıyı, tepe, uç
KIRAN :::