Çağdaş Sözlük

bürhan ~ برهان

Osmanlıca İmla Lügati - bürhan ~ برهان maddesi. Sayfa: 36 - Sira: 47

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,bürhan maddesi. bürhan osmanlica yazılışı, bürhan osmanlıca imla klavuzu, bürhan Türkçe - Osmanlıca imla yazımları, bürhan nasıl yazılır, bürhan arapça yazılışı, Çağdaş Sözlük Osmanlıca imla klavuzu

1976 yılında hazırlanmış Osmanlıca İmla Lügati,, برهان bürhan ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..

bürhan ~ برهان güncel sözlüklerde anlamı:

BüRHAN ::: Delil, hüccet, isbat vasıtası. * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.(Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir. Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır. M.N.)

bürhân ::: (a. i. c. : berâhîn) : delil, ispat, tanık, (bkz. : hüccet).

Bürhân-ı katı' ::: 1) red için söz götürmiyecek surette doğruluğu ispata tanık olan sağlam senet; 2) Ahmet Asım Efendi'nin Farsça'dan Türkçe'ye bir lügati.

bürhân-ı mesîh ::: Hz. İsa'nın mucizesi.

bürhan ::: kuvvetli delil.

burhân ::: delil , kanıt

bürhân ::: kanıt , hüccet

burhan ::: ‬kanıt

burhan ::: delil

bürhân ::: ‬kanıt

Bürhan ::: Kesin Kanıt

BÜRHAN :::

Delil, hüccet, isbat vasıtası. * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.(Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır.